Neden yazıyorum?

Bu yıl pazarlama ve marka yönetiminde 25. yılımı doldurdum. Bu süre, neredeyse Türkiye’de pazarlama yönetimi pratiğinin toplam tarihine eşit. Geçen 25 yılda Türkiye marka yönetimi konusunda hızlı ilerledi. Üstelik altyapısı ve bilgi birikimi olmamasına rağmen. Türkiye önce marka yönetimini tanıdı sonra da markalaşma ihtiyacının devletin stratejik hedeflerinden birisi olarak belirleyecek kadar önemli olduğunu anladı. Bu alanda hala dünyanın çok gerisindeyiz. Tüm marka yönetimi birikimimiz hepi topu bir kaç onyıla sığıyor. Ülke olarak gidecek çok yolumuz var. Bunun için dünyada markalaşma alanında ortaya konulmuş bilgi birikimini yalayıp yutup, bunların ötesine geçecek bambaşka perspektifleri, yeni yaklaşımları ve modelleri önermeye ihtiyacımız var. Son dönemin moda ifadesi ile söylemek gerekirse, “inovatif” olmak zorundayız. Sadece ürünler ve hizmetleri tasarlarken değil, bunların stratejilerini ve uygulama pratiklerini tasarlarken de.

Pazarlama ve marka alanında gelişmiş batının tanımladığı marka yönetim modellerini, bugüne kadar tanımlanmış en iyi modeller olarak peşinen kabul etmemeliyiz. Daha gelişmişini ve iyisini yaratabileceğimize inanmalıyız. Türk tipi iş yapmanın eksik tarafları olduğu kadar üstün tarafları olduğunu da görmeliyiz. Türk kültürünün bir parçası olan hız ve cesareti, sürdürülebilir başarıya dönüştürmeyi modellemeliyiz. Hızı ve cesareti, stratejik düşünme yetenekleri ve yenilikle büyük bir rekabet gücüne dönüştürmek mümkün. Eğer bu ülke bunu başarabilirse bizi dünya üstünde kimse tutamaz.

Başlıktaki soruya geri dönecek olursam, en kısa yanıtım şu olurdu: Pazarlama ve marka yönetimi konusunda yazıyorum, çünkü bu ülkenin kendi potansiyelini fark etmesi için ilhama ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Kendi işime bakış açımı, kendi başarımın ardındaki temel değerleri ve çalışma anlayışımı daha geniş kitlelere duyurmak, bir örnek oluşturmak için yazıyorum. Kurucusu ve yöneticisi olduğum Argus Danışmanlık ve Araştırma şirketi, hiçbir batılı modeli kopyalamadan, tamamen özgün modelllerle bugüne kadar bir çok başarı hikayesi yarattı. Hız ve cesareti, müşteri içgörüsü,  strateji ve inovasyonla birleştirerek, Trout’ların, Aaker’ların modellerine alternatif olacak yepyeni bir marka yönetim anlayışı önerdi. Bu yeni anlayış, müşterisiyle daha derin ve kalıcı bağlar kuran, sahici markaların yaratılmasında ve yönetilmesinde bugüne kadar uygulandığı tüm vakalarda üstün başarı sağladı. Bu modellere uluslararası olmanın bir gereği olarak İngilizce isimler verdik: Marka yaratırken kullandığımız Brandlinx® ve marka yönetirken kullandığımız BVA (Brand Value Authentication®).

Bu blogta bundan sonra, yeni marka yönetim modellerinden, özgün müşteri içgörüsüne ulaşmak için kullandığımız Mind-Decoder®, Observor® ve Innovation Clinic® gibi yeni pazar araştırma tekniklerinden, kendi birikimlerimizden ve öğrendiklerimizden bahsediyor olacağım. Bir minik ilham için vesile olabilirsem ne mutlu bana.

İlk yazımı, Psikolog Kurt Levin’in bana çok ilham veren bir sözü ile bitiriyorum:

“BİR ŞEYİ ANLAMAK İSTİYORSANIZ, ONU DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIN”

Bora Alçı

İş Stratejileri ve Marka Danışmanı